Cumhuriyet
Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne başvurularak
iptali ve yürürlüğün durdurulması isteminde bulunulan
5310 sayılı "Denizcilik Müsteşarlığı'nın Kuruluş
ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun"a ilişkin TMMOB görüş bildirdi.
5310
sayılı "Denizcilik Müsteşarlığı'nın Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun"a ilişkin TMMOB görüşü:
İMO Uluslararası Denizcilik Organizasyonu (İnternational
Maritime Organisation), 1978 yılında İLO (Uluslararası
Çalışma Örgütü) ile ortak bir kararla, denizde can ve
mal güvenliği ile deniz çevresinin korunması için gemi
adamlarının görevlerine uygun nitelikleri ve yükümlülükleri
belirleyen STCW-78 olarak adlandırılan "Eğitim,
Belgelendirme ve Vardiya Standartları" hakkında
denizde uygulanacak uluslararası sözleşme metnini ortaya
çıkarmışlardır.
Bu
sözleşme, taraf Devletlere, denizde can ve mal güvenliği
ile deniz çevresinin korunması bakımından gemi adamlarının
görevlerine uygun nitelikte olmaları konusunda iç düzenlemelerin
yapılması noktasında bir takım yükümlülükler vermiştir.
Ülkemiz
anılan sözleşmeye 1992 yılının Ekim ayında taraf olmuştur.
STCW
diye anılan uluslararası sözleşme, gemilerde çalışacak
insanların en az bilgi ve deneyim düzeyini saptamaktadır.
Sözleşme, üç ana kısımdan oluşmaktadır.
*Sözleşme
maddeleri
*KOD A (Üye devletlerin zorunlu olarak uygulayacakları
en az standartları belirleyen hükümler)
*KOD B ( Tavsiye niteliğindeki hükümler)
İMO
Sekreteryası tarafından Sözleşmenin kurallarını anlaşılmasını
kolaylaştırmak amacıyla dip notlar konulmuş olup, bu
notların sözleşmenin bir parçası olmadığı da belirtilmiştir.
Sözleşmeye
ve Hukuka Aykırılıklar
1.)
Dava konusu Yasa'nın gerekçesinin, dip notlara dayandırılması
esaslı hataya neden olmuştur. Yasa'nın "Genel gerekçesi"nin
4. paragrafında Sözleşmede, "eğitimlerin kurslar
yoluyla da verilmesi öngörüldüğü için, Tasarı ile gemi
adamları eğitimi vermek üzere gerçek veya tüzelkişilerce
açılacak bu tür kurslara Denizcilik Müsteşarlığı'nın
uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Bakanlığı'nca izin
verilmesi yönünde hüküm getirilmiştir" ifadesinin
STCW hükümleri ile bir ilintisi bulunmamaktadır. Şöyle
ki, yukarıda da izah edildiği gibi, Sözleşme metninde
kurslar diye bir ifade olmadığı gibi, dipnotlarda yer
alan-sözleşme metnine dahil olmayan- ifade ise "ders"
"eğitim programı" anlamında kullanılmıştır.
Bu nedenle, dava konusu Yasa gerekçesi, yanlış bilgi
ve çeviri bozukluğuna dayandırılmıştır.
Kaldı
ki, Yasa gerekçesinde belirtildiği üzere, gemi adamlarının
eğitimi, mevzuat gereği Üniversitelere bağlı fakülte
ve yüksekokullar, MEB'na bağlı orta eğitim Kurumları
ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı öğretim kurumları
tarafından verilmektedir. Anılan öğretim kurumlarından
mezun olanların sayıları ve aldıkları eğitimin yetersizliği
konusunda Yasa gerekçesinde bir tespit bulunmamaktadır.
Bu durumda, kamusal ve sektörel bir ihtiyaç olmaksızın
kurslar yoluyla eğitim verilmesi ancak subjektif bir
nedenle olabilir. STCW ye göre gemi adamlarının sözleşmede
belirtilen standartlara ve niteliklere sahip olduğu
kabul edilmiştir.
2.)
Daha önce Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından
iki kez Gemi Adamları Yönetmeliğinde yapılan değişiklik
ile özel kursların önü açılmış ancak, Danıştay tarafından
anılan düzenlemeler iptal edilmiştir. İdare, bu kez
yasal değişiklik ile özel kursların önünü açmak istemektedir.
Bu durum hem hukuka karşı hiledir hem de Anayasa'nın
138. maddesinin ihlali anlamındadır.
Dava
konusu Yasa ile eğitim düzeylerine bakılmaksızın tüm
gemi adamlarının eğitimleri yanında belgelendirilmelerine
ilişkin tüm yetki ve görevlerin Denizcilik Müsteşarlığına
verilmesi, yetki yönünden hem ulusal hem de uluslararası
hukuka aykırıdır. Denizcilik Müsteşarlığı'nın eğitim
ve belgelendirme konusunda Anayasa'dan aldığı bir yetki
bulunmamaktadır.
3.)
Ülkemizde, Yükseköğretim Kurumu bünyesinde eğitim-öğretim
veren Denizcilik okulları, mühendislik fakülteleri mevcuttur.
Bu okul ve fakülteler gemi adamları yetiştirmektedir.
Dava konusu Yasa ile lisans düzeyinde eğitim almış olanlarla,
özel kurslardan belge alanlar eşitlenmiştir. Eğitim
düzeyleri, eğitim süresi ve yeterlilikleri benzer olmayanları
eşitlemenin hukuk ve hak eşitliği ile de bir ilintisi
bulunmamaktadır.
Nitekim,
Danıştay 10. Dairesi'nin 2003/1226 sayılı dosyasında,"Örgün
eğitimde yer alan ve Fakülte ile Yüksek okul düzeyinde
verilen eğitimin, kurs düzeyindeki bir eğitime dönüştürülerek
verilmesinin 4915 sayılı Yüksek Denizcilik Okulu ve
Denizcilik Meslek Okul ve Kurslar Hakkındaki Kanun'a,
Anayasa'ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu
ve 2547 sayılı YÖK Kanunu'na aykırı bulunmaktadır"
şeklinde verilen kararın gereğinin yapılması hukuk devleti
ilkesi gereğidir.
4.)
Gemi adamları kavramının içine Gemi Makinaları İşletme
Mühendisleri de girmektedir. Anılan mühendisler gemilerde
gemi adamı sıfatıyla çalışmaktadırlar. Mühendislik sıfatını
kazanma, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında
Yasa2ya tabidir. Bu unvana sahip mühendisler, mesleklerini
icra edebilmek için de 6235 sayılı TMMOB Yasası gereğince
meslek odalarına üye olmak zorundadırlar. Meslek Odası'na
üye olmak ise, meslek kurallarının ve mesleki yeterliliklerinin
Odalarınca belirleneceği kabulüne dayanır. Avrupa ülkeleri
dahil olmak üzere, tüm gelişmiş ülkelerde meslek içi
eğitim ve belgelendirme meslek odalarınca yapılmaktadır.
Dava konusu Yasa, bu yönüyle de başta Anayasa'nın 135.
maddesi olmak üzere, 3458 ve 6235 sayılı yasalara aykırıdır.
5.)
Yukarıdaki gerekçelere ek olarak şunu da söyleyebiliriz;
her ülkede olduğu gibi, Ülkemizde de akademik yeterliliği
belirleyen bir otorite vardır. Bu kurum bizde YÖK'tür.
Mesleki yeterliliği belirleme ise, lisans ve üstü eğitim-öğretimde
meslek odalarıdır. Lisans eğitimi dışındakileri ise
ulusal bir kurum belirler. Bunların bileşenleri ise
kamu ve sektör temsilcilerinden oluşur. Bu tablodan
bakıldığında, Denizcilik Müsteşarlığı'nın ne akademik
ne de mesleki yeterliliği ölçme konusunda yasal bir
yetkisi olması olanaklı değildir. Bu nedenle Yasa'nın
gerekçesinde de yer aldığı üzere, "gemi adamları
eğitimi vermek üzere gerçek veya tüzel kişiliklerce
açılacak bu tür kurslara Denizcilik Müsteşarlığı'nın
uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Bakanlığınca izin
verilmesi" biçimindeki ifade bilimsel ve nesnel
dayanaktan yoksundur.
Kaldı
ki, TBMM 21 Eylül 2006 tarihinde AB uyum paketinde yer
alan "Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu" tasarısını
kabul etmiştir. Anılan Yasa'nın birinci maddesinin ikinci
fıkrası, "Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik,
ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik, ve mimarlık
meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren
ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler
bu kanun kapsamı dışındadır" biçimindedir. Bu Yasa'dan
da anlaşılacağı üzere, lisans eğitimi dışında, lise
ve ortaokul düzeyinde mesleki eğitim almış ya da okul
dışı edinilmiş mesleklerin yeterliliği ve sertifikalandırılması
bundan sonra Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından belirlenecektir.
Sonuç
olarak; Dava konusu Yasa, hem ulusal mevzuata hem de
STCW sözleşmesine aykırıdır.
|