ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ ÜZERİNDE BİR ÇALIŞMA.
Cuma, 30 Aralık 2016
ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ ÜZERİNDE BİR ÇALIŞMA.

ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ ÜZERİNDE BİR ÇALIŞMA.

 

            T.B.M.M anayasa komisyonunda görüşülmekte olan Başkanlık Sistemine geçişle ilgili T.C Anayasasında değişiklikler yapılmasına dair kanun teklifleri “yürütme organı” ile ilgili olmasına rağmen “idari yapı” ile ilgili bazı maddelerde düzenlemelerin yapılıyor olması şüphe uyandırıcıdır. Basın yoluyla  126.maddedeki değişiklik önergesinin metinden çıkarıldığını öğrendik ama aynı maddenin genel kurulda yeniden geri getirilme olasılığı olduğundan biz yine de tespitlerimizi paylaşacağız.

           Diğer yandan  Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek. Kararnamelerle, yürütmenin ihtiyacını karşılaması sağlanacak, temel hak ve hürriyetler ile siyasi hak ve hürriyetler düzenleme alanı dışında bırakılacak.    Görüldüğü gibi bu kararnamelerde sadece temel hak ve özgürlükler ile siyasi özgürlükler kapsam dışı. Ekonomik sebepler ve kamu yararı ilkesi nedeni ile daima bu kararnameler çıkartılabilecek.           

Bilindiği gibi mevcut T.C Anayasasının 38, 43, 168 ve 169. Maddelerin de “doğal kaynakların Devlete ait olduğu ve mülkiyetinin hiç bir şekilde kişi ya da kurumlara kalıcı olarak verilemeyeceği” son derece açık ve tartışılmaz olarak belirlenmiştir.

T.C. Anayasasının ilgili maddeleri bu kadar açık iken Başkanlık Sistemiyle ilgili hazırlanan mevcut pakette doğal kaynakların devlet harici kişi yada kurumlara devriyle ilgili herhangi bir teklif önerisi olmamasına rağmen, acaba doğal kaynakların korunmasıyla ilgili kanun maddelerinin 3. şahıs yada şirketlere devrine yada işletme hakkının verilmesine yönelik bir kanun maddesinin yakın ve uzak vadede ülkemize ve çevremize yol açacağı sonuçların kamuoyu ile tartışılması gerektiği inancımızı dile getirmek isteriz. TMMOB Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri odası olarak çıkarılması düşünen düzenlemelerle ilgili aşağıdaki kaygılarımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

Mevcut anayasamızdaki doğal kaynakların korunmasına yönelik 38, 43, 168, 169. Maddeler(uzun oldukları için burada yer vermeye gerek görülmemiştir) üzerinde değişiklik yapılmamasına rağmen bu bağlayıcı kanun maddeleri devre dışı bırakacak şekilde özel alanlarla ilgili cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi veren 123. ve 126. Maddeler  de yapılacak olan değişiklikler yerel yönetimlerin yetki ve idari işleyişini belirleyen 127.madde birlikte değerlendirildiğinde metnimizin ilerleyen bölümlerinde açıklandığı üzere büyük riskler taşımaktadır.

Anayasadaki mevcut maddelerin durumu ve değişiklik önerileri şunlardır. (

Mevcut, TC Anayasası, Madde 123:

“İdare, kuruluş görevleri ile bir bütündür. İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinde yönetim esaslarına dayanır.

Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.

TC Anayasası, Madde 123 - Önerilen Değişiklik:

2709 sayılı kanunun 123.  maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ‘ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak ibaresi kaldırılıp, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Üst düzey kamu görevlilerinin atamalarına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.”

Mevcut, TC Anayasası, Madde 126:

“Türkiye merkezi idare kuruluşu bakımından coğrafi durumu,ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere,illerde diğer kademeli bölümlere ayrılır.

İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.

Kamu hizmetinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

TC Anayasası, Madde 126 - Önerilen Değişiklik:

“2709 sayılı kanunun 126. Maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi yürürlülükten kaldırılmıştır ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Merkezi idare kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş, görev ve yetkileri ve sorumlulukları Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.”

Maddenin son durumu. Kamu hizmetinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla. “Merkezi idare kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş, görev ve yetkileri ve sorumlulukları Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.”

 

TC Anayasası, Madde 127. – Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.

Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.

Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.

Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

 

Anayasanın 123 ve126. maddeler “idarenin esasları” başlığı altında “idarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliğini” tanımlamaktadır ve 127.maddede ise yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarını tanımlamaktadır[ap1] . Çıkarılması düşünülen yukarıdaki taslak maddelerde yapılacak değişiklikler Anayasasının 38, 43, 168 ve 169. maddelerle irtibatlı olduğundan bu maddelerden birinde yapılacak değişikliğin ilgili diğer maddelerle çelişme olasılığı vardır. Kanunda teklif edilen “Özel bölge ilan etme yetkisi”  aslında tümüyle anayasadaki doğal kaynakların korunması ve devriyle ilgili maddelerin tamamını bir işlevsiz kılmaktadır. Bu maddelerde yapılacak olan düzenlemelerin T.C Anayasasının yukarıda bahsedilen ilgili maddelerine aykırılık teşkil etmemesi için  aşağıdaki soruların açıklığa kavuşturulmasında fayda vardır.

 

1.      Çıkarılacak olan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, eğer diğer anayasa maddeleri ile veya kanunlarla çelişir ve o alanlarda düzenleme yapılırsa sorun nasıl aşılacaktır? metin kanunlarla çeliştiğinde kanunlar geçerlidir diyor  ama diğer anayasa maddeleri ve veya hakkında hiç kanun çıkartılmamış olan konular boşluk da kalmaktadır. Meclis sonradan kanun çıkarırsa diye bir çözümle bu işi geçiştirmişlerdir. Yabancılara verilecek tavizler sonradan nasıl geri alınacak boşluk ta kalmaktadır.

 

2.      Mevcut anayasamızda, merkezi otoritenin yerel otoritelere güç aktarımıyla ilgili yetkiler  bir veya belirli sayıdaki illerle (birden çok ili içine alan merkezi idari teşkilatı) olarak kısıtlamış iken sınır belirlenmeksizin tüm yetki Cumhurbaşkanına verildiği takdirde   ortaya çıkacak sakıncalar nasıl giderilecektir? Diğer bir ifade ile  yani teşkilatlanmada herhangi bir sınırlama kalmayacağına  göre yeni anayasa düzenlemesinde nasıl bir teşkilatlanma ön görülmektedir? Belli değildir.

 

3.      Mevcut Anayasanın otorite aktarımı için gösterdiği ekonomik, coğrafi ve kamu hizmetlerinin daha iyi götürülmesi terimi yukarıda anlatıldığı gibi illerin veya bölgelerin birleştirilerek idari yapı kurulması için verilmesine rağmen il ve illerin alt yapılanmaları ortadan kalktığına göre bu otorite aktarımı kişilere özel, işe özel, şirketlere özel, bölgeye özel, ürüne özel, belirli bir güzergâha özel gibi sınırsız konuda merkezi idare kurulmasına izin veriyor mu?

 

4.      Anayasal bir kurum olan T.M.M.O B ve birliğe bağlı odaların anayasal hakları ortadan kaldırılabilecek kararnameler çıkartılabilecek mi.

 

5.      Sadece 123. Maddeye dayanılarak oluşturulabilecek kamu tüzel kişiliği ile aslında tüm anayasa bypass edilebilir mi. Ve aşağıdaki tehlikeler kamu tüzel kişiliği adı altında 126.maddeye ihtiyaç duymadan uygulanabilirmi.

 

Yeni anayasa paketi kabul edildiği takdirde, özel idarelerin aslında birer özerk bölge olduğunu ve bu bölgelerin kimler tarafından nasıl yönetileceği de, yine kararname ile belirleneceğinden anayasanın amir hükümleri ile birçok kanun ve yönetmelikten muaf kalabileceği aşikârdır. Bu durumda, anayasanın tamamı bypass edilmiş olacaktır.  Böyle bir durumda ortaya çıkması muhtemel aşağıdaki soru ve sorunların açıklığa kavuşturulması gerekir:

1-Bu kararname ile nereler (özerk) özellikli il bölge ilan edebilir?

2-Bu özerk bölgelerde ne tür faaliyetler yasa ve kanunlar denetiminin dışına çıkarılabilir?

3-Bu olayların olası sonuçları yakın, orta ve uzun vadede neler olabilir?

4.Özerk Alanların nasıl kullanılacağıyla ilgili kısıtlayıcı hüküm olmadığı takdirde çıkarılacak kararname ya da yönetmeliğin kamu menfaatini gözeteceğine dair somut güvence ne olacaktır?

 

Özerk bölge ilan edilecek alanlarla ilgili kısıtlayıcı hüküm olmadığı takdirde aşağıdaki alanların tamamının bu kapsama girmesi mümkündür. Bunlar:

 

a.Liman bölgeleri b.Turistik bölgeler c.Ormanlar ve dağlar d.Su toplama havzaları e.Mera ve ovalar f.Boğazlar, Su yolları, nehirler ve göller g.Şehirlerin belli bölgeleri, vakıf arazileri, okulları ve dini mekanlar (Fener Rum patrikhanesi gibi), h.Elektrik dağıtım hatlarının geçtiği yerler, j.Boru hatları ve geçtiği güzergah, k.Tarım alanlarında özel üretim yapılabilmesi (özellikle GDO lü ürün üretimi), l.Özel amaçlı eğitim bölgeleri, m. Belirli bir etnik kökene sahip insan topluluğunun yaşadığı bölgeler

 

Özel alan ilan etme gerekçelerinin kapsamı belirlenmediği takdirde aşağıda sayılabilecek maddeler  özerk bölge ilan  etme gerekçesi olabilir. Bunlar:

 

a.Ekonomik özerklik, b.Turizm amaçlı özerklik, c.Siyasi özerklik, d.Üst kullanım hakkı özerkliği, e.Araştırma yapma özerkliği, f.Maden çıkarma özerkliği, g.Orman alanı kullanma özerkliği, h.Enerji kaynakları ve su toplama özerkliği, i. Belirli ürün üretim ve geliştirme (GDO vb.) ekim özerkliği. J. Dini özerklik

 

Her ne kadar bu özel sahaların kullanılması Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenecek olsa da, bu durumun etraflıca tüm taraflarca tartışılması gerekirken, yarınlarda yabancıların baskısıyla nelerin ortaya çıkabileceği korkutucu olmaktadır. Daha da önemlisi, bu konuda verilecek tavizlerin bundan sonraki nesilleri de bağlayacağı unutulmaması gereken bir ayrıntıdır. Karacabey’deki Cargill şirketinin GDO’lu tarım yapmasından başlayarak akla ve hayale gelmeyecek imtiyaz istekleri ile karşı karşıya kalabiliriz.

Bu değişiklik ile aralanan kapı, kötüye kullanımlara kapatılmalıdır. Türklerin ve Türkiye’nin sahip olduğu mal ve mülkler, fikri ve sinai haklar, tarla, arazi ve tarım alanları, ormanlar, zeytinlikler, çaylıklar ve değerli arsalar, turistik tesisler, boğaz işletmeciliğinden köprü, otoyol, tren yolu, tünel kavşaklar, patent hakları  ve burada sayamayacağımız kadar çok şey, milletin elinden ve hizmetinden bir kararname ile alınıp birilerine (muhtemelen bu yabancılar olacaktır ) verilebilir. Bunu düşünmek bile ürkütücüdür.

Devletimizi yöneten insanların milli çıkarlarımızı koruması konusundaki hassasiyetinden şüphemiz yoktur. Ancak, “araya sıkıştırılan”, “aceleye getirilen”, “gizli kapılar ardında hazırlanan” her şeyde şüphe vardır ve olmaya da devam edecektir.

Eğer bu hataya düşersek, bir gecede yeri değiştirilen insanlar, el değiştiren mülkler, maden sahaları, üretim tesisleri, el değiştiren fabrikalar, başkalarına tahsis edilen alanlar, Türk boğazlarında uluslararası yabancı şirket ve yöneticileri çok daha sık görebiliriz. Kısacası T.C Anayasasının kişilere ve kurumlara sağladığı tüm güvenceler ile Atalarımızdan kalan maddi manevi servetlerimiz artık  bir gecede artık bizim olmaktan çıkarak üzerlerindeki haklarımız  ortadan kalkabildiğini görebileceğiz.

Türkiye’de yaşayan insanlar 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan 1923’e kadar geçen sürede yaşadığımız sıkıntıların sonuçları günümüzü bile olumsuz etkilemektedir. Yeni anayasa yapılırken tarihten “ibret” almayı bilmek gerekmektedir.

 

Daha dikkatli tartışılması dileğiyle

 

TMMOB GEMIMO Yönetim Kurulu Adına Yaşar Canca

yasarcanca@hotmail.com


 [ap1]

Etiketler: ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ ÜZERİNDE BİR ÇALIŞMA.
Yorumlar
Yorum Yazın
İsim:
E-Mail:
Web site / Blog:
Mesajınız:
31 + 28 =